Özhan Eren

GÜMÜŞ (2008)


GÜMÜŞ (2008)

Albüm Adı : Gümüş
Yapım Yılı : 2008
Şarkılar : Gönül Bu, Ne Vefasız Yarmışsın, Ey Büt-i Nev Eda, Senin Olsun, Üsküdar’da Beklerim, Sen Olaydın, Bursa’da Zaman(Enstrümantal), Ey Aşk, İstanbul… İstanbul…, Aşk Masaldır, Unutamam, Akşam Yine Akşam, Senin İçin, Safranbolu’da Zaman(Enstrümantal)

Merhaba,

“Kara Tren” türküsünün de yer aldığı ilk albümüme yazdığım “merhaba”dan bu yana neredeyse on yıl geçmiş. Bu on yılda sizlere tamamı kendi bestelerimden oluşan “Güle Yazdım”, “Turnalara Tutun da Gel”, “Sarıkamış’lı Geçmiş Zaman” ve “Kime Sorsam” albümlerimle seslenmeye çalıştım.

Beni çoğunlukla türkülerimle, sinema filmlerine, dizi filmlere ve belgesellere yaptığım müziklerden tanıdınız, biraz da tarihe olan merakımdan dolayı “Sarıkamış” hakkındaki çalışmalarımdan ve onun doğal bir uzantısı olan “120” adlı sinema filmimden…

Belki de gecikmiş bir itiraf ama ben türkülerimiz kadar, en az onlar kadar, “şarkılarımız”ı da seven biriyim. Hatta “Ey Aşk” isimli ilk bestem “Türk Sanat Müziği” tarzındadır ve şarkı bestekarlığım “Ey Aşk” ile de sınırlı kalmadı, onun 1983 yılında TRT repertuarına kabul edilerek radyolarımızda da çalınmaya başlamasından sonra, birçok şarkılar besteledim ve bu hep böyle devam etti…

Ve böyle böyle tam 25 yıl geçti…

Dile kolay, çeyrek asır; kimilerince de söylendiği gibi “GÜMÜŞ”ü hak edecek bir süre…

İlk şarkılarımı bestelerken Ankara’da yaşıyordum, henüz yirmili yaşlarımın başındaydım, TRT sanatçılarından çevrem vardı, gerçek anlamda dostlarım ve “abilerim” vardı. Onlardan biri, nur içinde yatsın Ziya Taşkent’e de okurdum yeni şarkılarımı… Desteklerdi, iltifat ederdi ve her seferinde de aynı dileğini tekrarlardı: “Keşke bunları kendi sesinle de okusan.. Kadife gibi bir sesin var!..”

O yıllarda mühendislik yapıyordum, bestekarlık yakındı ama şarkı söylemek çok uzaktı. O yıllar Anadolu’yu, toprağımızı ve halkımızı tanımakla geçti, gün gelip –mühendisliği de bırakıp-İstanbul’da yaşamaya başladığımda, biriken duygularım yeni türküler olarak yansımaya başladı; Kara Tren, Turnalara Tutun da Gel, Sarıkamış Türküsü, Yalan İmiş…

Ama “Türk Sanat Müziği” ve şarkılarımız da bir yandan çaldı durdu gönlümde hep. Şarkılar şarkıları kovaladı, “Ey Aşk”ı bestelediğim 1983’ten günümüze kadar, tam 25 yıldır içimde çalan şarkılar şimdi “Gümüş” adlı bir albümle sizlere sunmaya hazır hale geldi…

Uzun yıllar önce heves ettiğim bir albümdü biraz sonra dinleyeceğiniz “GÜMÜŞ”.. Öyle    zannediyorum ki, merhum Ziya ağabeyi de mutlu edecek bir albüm oldu, inşallah mahcup olmam…

İlk defa bu albümde kendi bestem olmayan iki şarkıyı da seslendirdim sizler için. İlki “Ey büt-i nev eda”; Hammamizade İsmail Dede Efendi’nin şarkısı; yaklaşık 150 yıldır her seferinde yeni bir hayranlıkla dinlediğimiz Dede Efendi şarkılarından biri; o yıllarda memleketimizde estirilmeye başlanan “Batılılışma” rüzgarlarının “Yabancılaşma”ya dönüşmesinden duyduğu memnuniyetsizlikle “Bu oyunun tadı kalmadı artık!” diyerek “sefere çıkan” Dede Efendimizin bestesi… İstedim ki ruhu şâd olsun, 21. yüzyılda bile çalınır ve dinlenir olduğunu bilsin unutulmaz şarkısının, hem de ilk günkü tazeliği ile…

Diğer şarkı ise, günümüzün en önde gelen bestecilerinden Yücel Arzen’e ait; “Akşam, yine akşam”. Ahmet Haşim’in “Bir günün sonunda arzu” adlı şiirini besteleyerek bizlere sunan ve eğer “oyunun tadı” kalmış olsaydı hepimizin çok yakından tanıyacağından hiçbir şüphe duymadığım Yücel Arzen’in bu şarkısının bir kenarda unutulmasına gönlüm razı gelmedi. Dede efendi de unutulmamalı, Yücel Arzen de; çünkü hangimiz “Ahmet Haşim” bestelemek hevesindeyiz 21. yüzyılın bu sisli-puslu günlerinde ve hangimiz bunu layıkıyla başarabilecek kabiliyetteyiz?

“GÜMÜŞ” her şeyiyle içime sinen bir albüm oldu, yıllardır desteğini esirgemeyen, beni solistliğe iten ve kahrımı çeken Prof. Adnan Koç’un çok büyük emekleri ve ayrıca Oktay‘ın çok büyük katkılarıyla hazırlandı, kendilerine müteşekkirim beni “GÜMÜŞ” sahibi yaptıkları için… Benim için sadece bir albüm değil “GÜMÜŞ”, aynı zamanda hayat hikayem, son 25 yıldır gönlümden geçenlerin özeti… Şimdi yaşım artık 50’ye varmak üzere, bilmiyorum ki yeni şarkılar ve yeni albümler hazırlamaya sağlığım ve ömrüm izin verir mi? Umarım “GÜMÜŞ”ü de beğenirsiniz ve günü gelip Dede Efendimizin yanına göçtüğümde mahcup olmamış bir bestekar olarak varırım O’nun yanına…

En içten saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum, Allah’a emanet olunuz!..

Özhan EREN